Müslüm İzlenir Mi? Vizyonda Ne Var #3

Müslüm İzlenir  Mi? Vizyonda Ne Var #3
Müslüm filmi 26 Ekim Cuma günü vizyona girdiğinde sırf içinde ''Jiletler Jiletix'te'' esprisini yapabileceğim bir inceleme yazmak için filme gitmem gerektiğini düşündüm. Bu filmi uzun süredir bekleyen birkaç arkadaşımla beraber izlemek için sözleştik, fakat sitenin en iyi 2 yazarından biri olan Hasan ile müsait olduğumuz günler uyuşamadığı için çıktığı hafta sonu izleyemedim. Nihayet bu cumartesi filmi izleyip salondan çıkarken yüzümde ''Jiletler Jiletix’de'' esprisinin bıraktığı bir tebessüm vardı. Peki Jiletler ve Jiletix’i bir kenara bırakırsak, Müslüm izlenir mi? Evet izlenir. Geçen sene aşırı popüler olduğu için izlemediğim Ayla'nın yönetmeninin yeni filmi Müslüm Gürses’in hayatından belli kesitleri anlatıyor. Kesinlikle bir belgesel gibi değil, ama aynı zamanda bir film gibi de değil Müslüm. Bu mp4 dosyası hakkında konuşulması gerektiğini düşündüğüm şöyle birkaç nokta var:

Senaryo

Film Müslüm Gürses'in hayatında dönüm noktalarını, önemli olayları bölüm bölüm işlemiş. Yani belli bir senaryo bütünlüğü yok. Örneğin film çocukluğunda başlıyor, yıllar sonra meşhur olduğu bir döneme geçiliyor, araba kazası yaptığı ve şarkı söyleyemediği zamanları vesaire anlatıyor. O yüzden 2 saat 15 dakikalık süresi boyunca takip ettiğimiz bir olay yok. Filmin bütününde sonuca varmasını istediğimiz bir mücadele yok. Ama Müslüm Baba'nın hayatını izlemek çok güzeldi. İşledikleri her dönem kendi içinde tutarlı ve sürükleyiciydi. Ama filmin bütününde böyle bir hikaye olmadığı için bunu bir eksiklik olarak kabul edebiliriz. Mesela bundan bir hafta sonra çıkan Bohemian Rhapsody de Freddie Mercury'nin hayatını anlatıyordu. Bohemian Rhapsody'nin  yönetmeni Bryan Singer daha kısa bir dönemi anlatmayı tercih etmiş ve kesinlikle bir hikaye bütünlüğü bakımından Müslüm'den daha iyi bir film çıkardığını söyleyebilirim. Senaryo hakkında söyleyemem gereken bir şey var. Müslüm Gürses'in otobiyografi tarzında, kendi hayatını anlattığı bir kitabı falan yok. Bu yüzden özellikle meşhur olmadan önceki dönemleri de kapsayan bir biyografi filmi yaparken yararlandıkları tek kaynak Müslüm Gürses'in eşi Muhterem Nur. O da sadece Müslüm Gürses'in kendisine anlattığı kadar biliyor. Mesela filmde Müslüm Gürses'in annesine dair çok bir bilgi yok. Bunun gibi birçok bilinmeyene sahip olan bir hikaye var elimizde. Fakat yine de senaryo her şeye rağmen çok başarılı bir şekilde, aralardaki boşlukları gayet iyi tamamlayarak yazılmış. +1

Kurgu

Film çok güzel bir kurguya sahip. Müslüm çocukken ilk defa müzik yapılan bir yere giriyor. Burada her oda farklı bir enstrümanı çalmayı öğrenen çocuklarla dolu. Ve teker teker şaşkınlıkla bu odaların karşısından geçerken bütün müzikler yüksele yüksele birleşiyor ve sonunda tam bir karmaşa halinde, Müslüm'ün şaşkınlığını ve nasıl büyülendiğine aynı onun gibi şahit oluyoruz. Özellikle çok etkilendiğim için bu sahneyi anlattım ama film bunu birçok yerde yapıyor. Müslüm Gürses bir müzisyen olduğu için mi kullanılan şarkılar bu kadar özenle seçilmiş ve görüntüye eşlik etmesine bu kadar önem verilmiş bilmiyorum. Belki Ayla'yı izleseydim güzel bir kaşılaştırma yapabilirdim. Onun dışında kurguda hoşuma gitmeyen bazı şeyler de var. Mesela filmin açılış sahnesi. 1978'de Müslüm Baba'nın geçirdiği araba kazasında başlıyor ve sonra çocukluğuna dönüyor. Yani bundan sonra izlediğimiz her şey bizi o araba kazasındaki noktaya hazırlamak için yapılmış. Ama şöyle bir durum var ki, o araba kazası ve sonrasında yaşadığı olaylar bir final noktası değil. O araba kazasından sonra da gelişmeye devam ediyor karakter ve film. Asıl final için, yani filmin sonunda seçtikleri yer çok daha mantıklı. Film, 2006 yılında bir Harbiye Açık Hava Konseri ile bitiyor. Yine orayla açılsa ve bütün film bizi oraya hazırlasa en azından hikaye açısından daha bütün bir film ortaya koyabilirlerdi.

Oyunculuklar

Müslüm Gürses'in küçüklüğünü oynaması için daha önce ses yarışmalarında falan birinciliği olan Şahin Kendirci'yi seçmişler. Sanırım sadece iyi şarkı söyleyebildiği için böyle bir seçim yapmışlar. Oyunculuk namına hiçbir şey yapmıyor diyebilirim. Ama çok sırıtmıyor bu durum. Tipi falan fena olmamış, benzetebilmişler; bunun yanında şarkı söylemeye başladığı zamanlarda arkadan dublaj yapmalarına gerek kalmaması çok iyi olmuş. Baba'nın bildiğimiz halini, yani yetişkinliğini ise Timuçin Esen oynamış. Böyle biyografik filmlerde yapılan oyunculuklar ikiye ayrılır. Gerçekten oyunculuk yapanlar ve filmi çekilen kişiyi taklit edenler. Müslüm Gürses zaten yaşadığı dönem sayesinde çok göz önünde olan ve kendine has konuşması, hareketleri bilinen biriydi. Ve filmi izledikten sonra da Timuçin Esen'in Müslüm Gürses taklidi yaparak oynadığını farkettim. Peki bu kötü bir şey mi? Yoo. Bence gayet başarılıydı. Günlük hayattaki hallerinden, sahne şovlarına kadar rolüne çok iyi çalışmış. Ve seyirciye de bunu çok iyi geçirmiş. 480p falan izlesem gerçek sanabilirdim çoğu yerde. Bu iki kişi dışında sürekli olan bir diğer karakter de Müslüm Gürses'in eşi Muhterem Nur. Muhterem Nur'u canlandırması için de Zerrin Tekindor'u seçmişler. Bence Zerrin Tekindor verilmek istenen Muhterem Nur portresini çok başarılı canlandırmış. Çok bir olayı yok, ama her şey doğru. Bahsedilmeye değer karakter de yok.

Aklımda Kalan Birkaç Şey Daha Var

Mesela Bohemian Rhapsody de bir sürü konser sahnesi barındırıyordu içinde. Ve konserlerde birebir Freddie Mercury'nin sesini kullanmışlardı. Müslüm'de ise öyle bir şey yok. Yani filmde geçen şarkıları Timuçin Esen kendisi seslendirmiş. Bunun konuşmalarda ve şarkı söyleme arasındaki farkın dengeyi bozacağı düşünüldüğü için yapıldığı belli. Ama ben yine de Müslüm Baba'nın kendi sesini duymak isterdim. Timuçin Esen'i Müslüm Baba'ya baya iyi benzetmişler. Hatta bazı sahnelerde ışıklarla falan bunu öyle desteklemişler ki Müslüm Baba'nın bir videosuyla oynayarak oraya mı eklemişler acaba falan diye düşündüm. Çünkü filmde böyle bir yer var. Evet baya Müslüm Gürses cameosu. Zamanında çekilmiş bir görüntüsünü filme yerleştirmişler ve 1-2 saniyelik görünüp bizim karakterlere adres tarifi falan veriyor. Eğlenceli olmuş. Bu arada o kadar jilet milet yok. Sadece bir sahnede detaylı jilet atılmasını görüyoruz o kadar. Biraz rahatsız ediciydi ama filmin başka bir yerinde yok. Ve bir şey daha söyleyeyim, ağlamadım. Gözlerim dolmadı, ağlama fikri aklımın ucundan bile geçmedi. Muhterem Nur ile arasındaki ilişki çok iyi yansıtılmıştı. Aralarında geçen romantik bir diyalogda dağ gibi arkadaşımın ağladığını görünce ufak bir gülme geldi ve ciddiyetim bozuldu. Belki o yüzdendir. Yazıyı ufak ufak bitireyim artık. Sonuç olarak güzel bir film olmuş arkadaşlar. Müslüm Baba'yı seviyorsanız çok zevk alırsınız, ama çok büyük hayranı olmasanız bile güzel bir hayat hikayesi. Bohemian Rhapsody ile aynı zamanda çıkması da hoş bir rastlantı. Şimdi bir Bohemian Rhapsody incelemesi, bir de Müslüm vs Bohemian Rhapsody yazısı yazarım ooh. Bana güzel ekmek çıktı bu hafta.