Geçenlerde Bir Kitap Okudum #1 Fahrenheit 451

Geçenlerde Bir Kitap Okudum #1 Fahrenheit 451
Günde yaptığım 2 saatlik otobüs yolculukları ve aşırı sıkıcı eşit ağırlık dersleri bana çok güzel bir alışkanlık kazandırdı. Kitap okumak. Haftada 1 kitap bitirir hale geldiğimde ise haftalık kitap incelemesi yapmak gibi bir fikir geldi aklıma. Bunun yazmak için çok zor bir konu olduğunu düşünsem de, deneyeceğim sanırım. İlk olarak da şu kitaptan başlıyorum.

Fahrenheit 451

Okul kütüphanesinden bulduğum bu hafif yıpranmış kitap 2012 yılında İthaki Yayınları tarafından basılmış (Bu başlıkta gördüğünüz havalı tasarım ise bu yıl basılmış, benimkiyle alakası yok). Ders zilinin çalması ile daha fazla oyalanmadan kitabı alıp çıktım. Ne hakkında olduğunu veya türünü falan bilmiyordum, sadece bu yıl aynı adla çıkan uyarlama filmi duymuştum -ki çok başarılı bir film sayılmaz-. Kitabı alıp sınıfa gittim ve sonraki tarih dersi boyunca kafamı kaldırmadan okudum. Yani beğendim mi? Biraz parçalara bölerek anlatayım. Fahrenheit 451 1953 yılında, Ray Bradburry tarafından yazılmış bir bilim kurgu romanı. Daha doğrusu bir distopya hikayesi. Ve kitap hakkında bilmeniz gerekenler bu kadar aslında. Çünkü Fahrenheit 451'i iyi yapan şey Bradburry'nin yarattığı bu distopya. Yazıldıktan 65 sene sonra yaşadığımız dünyaya olan benzerliği hikayenin giriş kısmında çok şaşırtıcı olduğu kadar, daha derinlere indiğimizde ufak bir ''Acaba bizim de sonumuz böyle olur mu lan?'' gibisinden korkutucu bir deneyim yaşattı. Yaratılan bu dünya dışında ilgi çekici olan çok bir şey yok. Karakterler, konu veya herhangi bir öge; her şey sıradan. Çünkü Fahrenheit 451 böyle bir dünyada geçiyor!

Nasıl Bir Yer Burası?

Tam olarak tarihi geçmese de gelecekteki Amerika olduğunu biliyoruz. Terminatör gibi bir distopya değil. Yani robotlar dünyayı ele geçirmiş gibi bir durum yok. Bir kaç basit örnek vereyim mesela: Evler sadece dört duvardan oluşuyor ve duvarları kaplayan televizyonlar var. Veya bu gelecekte kitap okumak yasak. Evet asıl konumuz bu, Fahrenheit 451 kitapların tutuşup yanmaya başladığı ısı derecesi. Ve bu gelecekte itfaiyeciler artık yangınları söndürmüyor, yangın başlatıyor. Özellikle de kitapları yok eden yangınlar. Neden kitapların yasak olduğunu şöyle açıklıyor bir karakter: ''Kitaplar insanlara üzerine düşünüp tartışabilecekleri fikirler verir. Bu yüzden kitaplar tehlikelidir. İnsanlar bir şeyleri sorgularsa bu huzursuzluk yaratır''.

Konusu Ne?

Spoiler vermeden, kitabın olayını anlamanızı sağlayacak kadar bahsetmeye çalışacağım. Guy Montag (ana karakterimiz) bir itfaiyeci, günün sonunda işten eve dönerken 17 yaşında bir kız ile karşılaşıyor. Aralarında geçen kısa muhabbetin sonunda genç kız ona şu soruyu soruyor: ''Mutlu musunuz?''. 30 yıllık hayatında hiçbir seçim yapmayan Montag mutlu olmak ile mutlu olmamak arasında da bir seçim yapmadığını fark ediyor. Neden bu işi yaptığını, neden karısı ile evlendiğini, neden burada oturduğunu bilmediğini fark ediyor. Çünkü hayatı boyunca ona hep tek bir seçenek sunulmuştu ve o da onu seçmişti. Bu noktadan sonra karakterimiz karşılaştığı şeyleri, yaptığı işi ve en önemlisi yaşadığı dünyayı sorgulamaya başlıyor. Bir anda sudan çıkmış balığa dönen karakterimizi okumak geçekten zevkli.

Ee, Bu Kadar Mı?

Yaşanılan dünya itibariyle bütün karakterler ekseriyetle boş ve kişiliksiz. Hikayenin gidişatını değiştirenler de zaten bu sistemin bir parçası olmayan ''karakter''ler. Ama onlarla da çok karşılaşmıyoruz. Kitabın İthaki Yayınlarından çıktığını söylemiştim. Çevirisi falan gayet güzel, akıyo maşallah. Ama bazı yerlerde kendimi kaptırıp okuduğum şeyi anlamadığım çok oldu. Ama Ray Bradburry'nin betimlemeler konusunda bir sıkıntısı olduğunu söyleyebilirim. Betimlemelerini aşırı sanatsal bir kaygıyla yapmış, fakat çok başarılı olamamış. Tabi orjinal diliyle okumadığım için böyle olabilir, o ayrı konu. Fahrenheit 451 hakkında en fazla bu kadar yazabilirim. Çünkü kitaplar film,dizi gibi yine bir hikaye anlatan materyallere göre daha kişisel zevklere hitap ediyor bence. Beklentilerinizi de çok yükseltmek istemiyorum bu arada. Sadece hakkında hiçbir şey bilmeden alıp okumam sebebiyle ufak bir hype yaptım. Eğer bu türe meraklı iseniz alıp okumanızı tavsiye ederim.