Edebiyat ve Toplum İlişkisi

Edebiyat ve Toplum İlişkisi

''Roman, uzun bir yol boyunca dolaştırılan aynadır.'' Stendhal - Kırmızı ve Siyah

Stendhal'ın Kırmızı ve Siyah romanında da dediği gibi aslında. Edebi eserler çıktığı dönemde topluma tutulmuş bir ayna gibidir. Örneğin Fransız Devrimi’nin ‘’İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirgesi’’ örnek alınarak Tanzimat Fermanı ilan edilmiştir ve bunun devamında gelişen edebiyat akımına Tanzimat Dönemi denmiştir. Batılı tarzda ilk eserler bu dönemde verilmiş; hak, adalet, özgürlük gibi kelimeler ilk defa Tanzimat döneminde kullanılmıştır. Veya 1911-1923 yılları arasında gelişen Milli Edebiyat Dönemi’nin eserlerine baktığımızda doğrudan yurt genelinde yaşanan Milli Mücadele temasının işlendiğini görürüz. Ömer Seyfettin, Akil Koyuncu, Rasim haşmet gibi bazı ‘’Milliyetçi’’ yazarların bu dönemde ortaya çıkmıştır. Bu durum sadece romanlara özel bir durum değildir. Örneğin siyasi ve sosyal tartışmaların yaşandığı 14. Yüzyıl’da -Hoca Denhani’den sonra- dini konu almayan eserler verilmeye başlanmıştır. İşte bu yüzden bir toplumun spesifik bir dönemini inceleyecek olduğumuzda araştırabileceğimiz en iyi kaynaklar, o dönemde verilmiş edebi eserlerdir.   Edebiyat ve Toplum İlişkisi - Oğuzhan Büyükgüçlü